Merak Uyandıran Gökyüzü

Tarih boyunca insanoğlunun en çok merak ettiği sorulardan ikisi sanırım şunlardır:

  • Bu evrende yalnız mıyız?
  • Dünya dışında bizimkine benzer şekilde yaşam olasılığının var olduğu bir başka gezegen var mı?

Aydınlanma döneminin önemli düşünürlerinden Immanuel Kant da  “Aklımda merak uyandıran iki şey vardır:Üzerimde parlayan gök ve içimdeki ahlak yasası” derken gökyüzü ile ilgili bu merakı paylaştığını ifade eder. Gökyüzüne baktığımızda merak, hayranlık ve korku ile karışık bir huşu aniden bizleri sarar.

Son günlerde NASA tarafından Mars’ta suyun akışkan halde var olabileceğine ilişkin yapılan açıklamalar, uzay bilimleri dünyasında heyecan yaratması ile birlikte yeniden bu soruları gündeme getirdi. Haber Türk gazetesinden Bilge Mıhçı Şener’in NASA’da çalışan Türk Astrofizikçi Dr. Umut Yıldız ile yaptığı röportaj bu konu hakkındaki ilginç soruları irdeliyor. Dr. Yıldız röportajda Mars’ta suyun bulunmasının yeni bir bilgi olmadığına dikkat çekerken, sıvı halde suyun varlığına dair ilk tayfsal kanıtın şimdi elde edildiğini belirtiyor.[i] Bu durumda insanın merakını cezbeden şu soru akıllara takılıyor: Mars’ta sıvı halde suyun var olması ne anlam ifade eder?

Kimisi için bu sorunun yanıtı “Mars’ta rakı bulmadıktan sonra bizi ilgilendirmez” iken, kimisi için kendi dünya görüşünü destekleyen bir gelişme olduğu varsayımı nedeniyle, önem teşkil eder.Çünkü verdiği cevaba yükleyebileceği metafiziksel bir açıklama ile “Bak bizim dünyamız bu evrendeki eşsiz tek gezegen değil. Bu nedenle bir tasarımcı yoktur!” diyebilir. Peki, ama işin aslı gerçekten bu mudur?

Böyle bir görüş iki şekilde ele alınabilir. Birincisi hâli hazırda Dr. Yıldız’ın da işaret ettiği gibi bir yerlerde suyun bulunması orada yaşama elverişli bir ortamın olduğu garantisini vermez. Zira hava sıcaklığı, radyasyon miktarı, havanın içeriği, bakteri varlığı gibi birçok etken nedeniyle yaşam olasılığı ile ilgili ciddi şüpheler vardır. Bu açıdan Mars’ın şu anda bizim dünyamız gibi bir ortama sahip olduğu fikri doğru olmayacaktır. Bununla birlikte eğer Mars’ta (ya da başka bir gezegende) yaşam belirtileri keşfedilmiş olsa ve hatta dünyamıza tıpatıp benzer bir ortamın varlığı söz konusu olsa dahi bu neyi değiştirir? Birçok şeyi değiştireceğine şüphe yok; ama teolojik açıdan bir farklılık yaratmayacaktır. Modern astronominin simge isimlerinden Galileo Galilei kendini savunmak için resmi bir belge olarak Grand düşesi Christina’ya gönderdiği mektupta şöyle yazar: “Kutsal Ruh, Kutsal Kitap yoluyla, insana göklerin nasıl hareket ettiğini öğretmeyi değil, insanın cennete nasıl gideceğini öğretmeyi amaçlar.” Galileo’nun bu görüşüne katılan Oxford Üniversitesi profesörlerinden John Lennox konuyu bir adım daha ileri taşıyarak şöyle der:

Kutsal Kitap bize her şeyi söylemez. Demek istediğim farkına varmalısınız ki Kutsal Kitap bir matematik kitabı değildir. Matematiği, Levililer kitabından öğrenmeyiz. Bu meselenin bir yönüdür. Diğer taraftan sayısı çok fazla olmasa da belirli bazı özel pasajlar vardır ve bu pasajlar önemlidir. Örneğin Kutsal Kitap’ın hakkında konuştuğu evren, aynı zamanda bilimin hakkında konuştuğu evrendir de.“Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı” ifadesi, aynı zamanda fiziksel evren hakkında bir açıklamadır.[ii]

Kutsal Kitap bilimsel gaye ile yazılmış bir kitap olmasa da bir diğer Oxford Üniversitesi öğretimüyesi Prof. Alister McGrath’ın vurguladığı gibi bilimin ve dinin ‘kısmen örtüşen bir egemenlik alanı (POMA – partially over-lapping magisteria)’ vardır.[iii] Prof. Lennox’un söylediği gibi başlangıç ile ilgili konu her ikisini de (bilim ve inanç) ilgilendirmektedir. Kutsal Kitap daha ilk sözlerinde “Başlangıçta Tanrı, göğü ve yeri yarattı” der. Evrenin kökenine ilişkin bu açıklama bir “over-lapping magesteria” yani bir kesişim noktası olarak bugünün bilimsel kuramları (Örneğin, Big Bang Teorisi) ile son derece uyumludur. Kısacası, Mars’ta ya da herhangi bir gezegende bulunabilecek bir yaşam belirtisi, bir tasarımcıya olan gereksinimi ortadan kaldırmayacaktır.

Yeşua Özçelik               

Dipnotlar:

[i]http://www.haberturk.com/yenimedya/haber/1134336-marsta-bulunan-su-hayatin-habercisi-mi
[ii]http://rzim.org/global-blog/john-lennox-water-on-mars
[iii]Alister McGrath ve Joanna Collicutt McGrath, Dawkins Yanılgısı, Haberci, s.43-44

Tartışmaya katılın

Yazarın Diğer Makaleleri

Alım Gücünün Ötesi (Devam)

Manevi zenginlik öncelikle kişinin kendisini fark etmesinden geçer. Antik bilgelerin “kendini bil” düsturunda olduğu gibi insanın kendisini tanıması, neye sahip olup olmadığının bilincine varması önemlidir. İşte bu noktada insana dair kabullerimiz...

Alım Gücünün Ötesi

Malum bugünlerde ekonomi uzmanlarının vurgu yaptığı en önemli noktalardan birisi insanların alım gücü meselesidir. Bir kişinin maaşı artabilir; fakat alım gücü düşebilir. Bu da ülkenin ekonomisinin gidişatına bağlıdır. Alım gücü sahip olduğumuz...

FideCultura