Teslim Olmak

Bölümü oynat

Kırılma acısı, kırığın kaynaması için beklenen ve sıkıntı veren süreç, zaman zaman ağır ameliyatlar, takılan platinler uzuvlarından birini kıranların ortak paydalarıdır. Bu paydalara eklenen bir başka devre de vardır ki, o da oldukça sıkıcı ve bir o kadar da can yakıcıdır: kırılan uzvun kireçlenme sürecinden çıkma aşaması… Doktorun önerdiği egzersiz hareketlerini tek başına uygulayarak bu süreç de sabır ve acı ile atlatılmaya çalışılır.

Rab’le sıklıkla karşı karşıya kaldığımız zamanlarda, inatla yapıştığımız eski ve / veya bize zarar veren, yaşamızı zorlaştıran alışkanlıklarımızdan, biz farkında olalım ya da olmayalım, bunları besleyen düşünce ve davranışlarımızdan vazgeçme zamanları, ruhsal kireçlenmenin çözülme anlarıdır. İnsan olarak ve doğal olarak kolay olanı seçmek ve canımızın yanmasını istememek çabucak başvurduğumuz bir şeydir. Zira ilk bakışta fark edemediğimiz şey, bizde otomatikleşen, zamanla bize öğretilen kavramlarla hareket ettiğimiz her şey, İsa’da başka bir boyuta geçmiştir ve değişmeye, dönüşmeye ihtiyaç bariz bir şekilde karşımızdadır. Bununla birlike kireçlenmiş uzvumuzu yeniden kullanacak olmanın getirdiği heyecan, sevinç ve sabrı kendi karakterimizin yeniden şekillenmesinde göstermek hayalci bir düşünce değildir, ama kolay da değildir.

Tüm bilinmezlere rağmen gözlerimizi Rab’be dikebilmek, her seferinde pratik ihtiyacı taşıyacaktır. Canımız yansa da, benliğimiz alışkın olduğumuz kontrol ihtiyacına gitse de, her seferinde eski alışkanlıklarımız yeniden karşımızda beliriverse de Rab’be teslim olabilme ve teslim edebilme isteği ve eylemi ile kalabilmek tam da o kireçlenmiş alışkanlığı kıracak olan şeydir. Değişim ihtiyacını kendimizden ziyade başkasında görmek konusunda oldukça ivediyken sanki tüm değişimler bizi dışarıda bırakır. Kendi ayak diretmelerimiz, haklılık payımız, bizdeki değişim isteğinin üstünü örter ve haklı bahanelerimiz arasında iyi bir yer edinir. Oysa karşı tarafın gözündeki merteği çıkarıp kenara koyma hamlesi ya da isteği, önce çuvaldızın yaklaşan ucunun burnumuzun dibine kadar geldiğini görmeyi gerektirir.

Zorluk tüm zırhımızı, güvenlik ihtiyacımızı bir kenara çıkarıp bırakmanın ve paraşütsüz bir atlayışa razı olmanın içindedir. Kesintisiz bir çaba, azim ve kararlılık arz eden söz dinleme gayretimiz ancak böylelikle Tanrı’nın gücünde tamamlanır. O serbest düşüşün sonunda kendimizi emanet ettiğimiz ellerin dünyanın yaratıcısının olduğunu hatırlamak ise büyük ayrıcalıktır.

Serda Ayık Sez

Serda Ayık Sez
Tarafından yayımlandı
Serda Ayık Sez
Tartışmaya katılın

Diğer makaleler

Bölüm 159

Ben Laertesim

Shakespeare’in Hamlet’i çoğumuzun asla girmeyeceği kötü bir vaziyete düşmüştür. Amcası babasını öldürmüş ve ardından kral olmak için...

FideCultura

Son eklenenler

Bölüm 11