Hristiyan İnancı Akla Uygun Mudur? (1)

Bölümü oynat

Son iki yazı boyunca bilimsel anlayışın hâkim olduğu bir dünyada inancın –düşünülenin ve dile getirilenin aksine– hala önemli bir konuma ve işleve sahip olduğunu gördük. Fakat geride bir soru daha kaldı: Peki, Hristiyan inancı tutarlı ve akla uygun bir inanç mıdır?

Geçen hafta çevremde bu soruya nasıl bakıldığını görmek adına Hristiyan inancının rasyonel olup olmadığına dair Twitter’da bir anket yaptım. “İşte dev anketin sonuçları…” diyemiyorum çünkü anket oldukça az sayıda kişinin katılımı ile gerçekleşti; ama dev anket havasını az da olsa yakalama adına sonuçları yüzdelik bir şekilde sonuçları paylaşmak isterim.

Sonuçlar biraz şaşırtıcıydı çünkü ankete katılanları %57’isi Hristiyan inancını akla uygun bulduğunu belirtmiştir.[1] Toplumumuzda genel olarak Hristiyan inancının akla uygun olmadığına dair bir kanaat vardır ve ankete katılanların %16.7’si de bu görüşte olduğunu belirtmiştir. Buradan çok büyük bir çıkarım yapmayacağım tabii ki; ama az da olsa çok da olsa toplumda Hristiyan inancının akla uygun olmadığı düşüncesinin olduğunu görebilmek mümkün. O zaman bu soruyu tekrar sorup birlikte yanıtını arayalım.

Öncelikle bu soruya doğru ve sağlıklı bir yanıt verebilmek için en azından iki şeyin netleştirilmesi gerekir: (1) Hristiyan inancında iman nasıl tanımlanır? (2) Akla uygun olmanın ölçütü nedir? Bu kısa yazıda ilk soruyu yanıtlamaya çalışıp diğer soruyu bir sonraki yazıya bırakacağım.

Hristiyan İnancında İman Kavramı:

Bu soruya yanıt aramaya öncelikle Hristiyan inancında iman kavramından başlamak faydalı olacaktır, çünkü popüler birçok kitapta Hristiyan inancındaki iman kavramı hatalı bir şekilde resmedilmektedir. Daha önceden Richard Dawkins’in yaptığı iman tanımından ve bir tür mantık hatası barındırdığından söz etmiştim.[2]

İngiliz felsefeci Julian Baggini, Yuhanna’da kaydedilen Tomas’ın İsa’nın dirilişine dair bildiriyi gözlemsel olarak onaylama arzusuna karşılık, İsa’nın verdiği yanıt üzerinden Hristiyan inancında iman kavramı ile ilgili şunu söyler:

“Hristiyanlık, hiçbir delile sahip olmayan şeye inanmak iyidir, ilkesini tasdik etmektedir.”[3]

John Lennox’un belirttiği gibi bu tam anlamıyla saçma bir çıkarımdır, çünkü metin Tomas’ın görüp iman ettiğini[4] aktarmaktadır.[5] Bu nedenle metnin kendisi bile görmek ve iman etmek kavramlarını birbirine karşıt kavramlar olarak görmemekte bunların birlikte var olabildiğinin altını çizmektedir. Üstelik aynı pasajın sonunda Yuhanna İsa’nın kimliğinin delili olarak O’nun gerçekleştirdiği birçok belirtiye işaret eder ve şunu söyler:

“İsa, öğrencilerinin önünde, bu kitapta yazılı olmayan başka birçok doğaüstü belirti gerçekleştirdi. Ne var ki yazılanlar, İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır.”[6]

The End Of Faith | Sam Harris

Yeni ateistlerin mahşerin dört atlısından birisi olarak adlandırılan Sam Harris ise “The End of Reason” adlı kitabında, “İman nedir? Diğer inançlardan farklı bir şey midir?” sorusuna hem İbranice hem de Grekçe kelime analizine yer vererek yanıt vermeye çalışır ve İncil’deki bir ayet üzerine şu yorumu yapar:

Bu ayet doğru bir şekilde okunduğunda, imanın tamamıyla kendi kendisini gerekçelendiren bir şey olarak sunulduğu görülmektedir: Burada bir kişinin henüz meydana gelmemiş (“umut edilen”) ya da delili bulunmayan (“görünmeyen şeylerin”) bir şeye inanması olgusunun, onun kendi gerçekliğine (“emin olmak”) dair delil oluşturduğu ileri sürülmektedir.[7]

Harris her ne kadar lengüistik bir analiz yapmaya çalışıyor gibi görünse de, aslında İbraniler 11:1 ayetindeki ifadelerin anlamlarını ıskalamaktadır. Ele alınan metin imanın kendi kendisini gerekçelendirdiğini anlatmamaktadır.[8] Burada Türkçeye emin olmak şeklinde çevrilen Grekçe sözcük (elegchos), sınanmış ya da test edilmiş delil ve kanıt anlamlarına gelmektedir.[9] Dolayısıyla Harris’in bu açıklaması temelde ayet referansının pek de doğru bir okumasını vermemektedir. Burada esas olarak gözlemlediğimiz gerçek şudur: Hristiyan inancındaki iman kavramına dair yapılan eleştirel yaklaşımlar, referans verilen ayetlerdeki kavramları doğru bir şekilde kavrayamamaktadır.

Sonuç olarak açıkça görüldüğü gibi Hristiyan inancı iman tarifini aklı ve kanıtları dışarıda tutmayarak yapmaktadır. Fakat acaba o bu iddiasında haklı mıdır? İşte bir sonraki yazıda bu soruyu ele alacağım.

Yazar: Yeşua Özçelik
Dipnotlar:

[1] https://twitter.com/joshozchelik/status/1258632957604040707
[2] Bknz.https://fidecultura.org/2021/10/09/iman-kanitlara-karsin-mi-yoksa-kanitlara-karsilik-mi/
[3] Julian Baggini, Atheism – A Very Short Introduction, Oxford, Oxford University Press, 2003, s. 33.
[4] Yuhanna 20:8
[5] John Lennox, Gunning for God, Lion Hudson, 2011, s. 44.
[6] Yuhanna 20:30-31.
[7] Sam Harris, The End of Reason, W. W. Norton & Company, 2005, s. 64
[8] Böyle olsaydı bile bu iman kavramının irrasyonel ya da geçersiz olduğunu zorunlu olarak göstermezdi. Bknz. Alvin Plantinga, God and Other Minds: A Study of the Rational Justification of Belief in God, Ithaca, NY: Cornell University Press, 1990.
[9] Bknz. Strong Bible Dictionary, elegchos maddesi, G1650.

Yeşua Özçelik
Tarafından yayımlandı
Yeşua Özçelik
Tartışmaya katılın

Diğer makaleler

Bölüm 121

Dondurulmuş Umut

Orijinal ismiyle “Hope Frozen”, yönetmenliğini Pailin Wedel’in yaptığı, 2019 yılı yapımı bir Tayland belgesel filmi. Yaklaşık üç yaşındaki...

FideCultura

Son eklenenler

Bölüm 93