Vahşi Dürüstlük

Bölümü oynat

Birbirinden tamamen farklı müzik türlerini dinlemeyi sevsem de, heavy metalin kendine özgü vokali her zaman ilgimi çekmişti. O sesin bir insandan çıkabilmesine duyduğum şaşkınlık ve imkânsızlığına dair duyduğum inanç ille de dijital bir yardımcı aramaya kadar götürmüştü beni. Nihayetinde ise “brutal vokal”in öğrenilebilir, uygulanabilir bir teknik olduğunu ismiyle birlikte sonunda ben de öğrenmiştim. “Brutal” sözcüğünün sonradan karşıma bambaşka bir yerde, bambaşka bir şeyi tarif ederken çıkması ise geride bıraktığım şaşkınlığı yeniden gündemime taşıdı.

Fuller Studio’nun YouTube kanalında U2’nun solisti Bono’nun konuk olduğu. “Beyond the Psalms” başlıklı bir oynatma serisine denk geldim. O bölümlerden birinde Bono, mezmurlardan ne öğrendiği ile ilgili konuşuyordu. Kısıtlı İngilizcemle anladığım kadarı ile gerçeği olduğu gibi anlatmamız gerektiğini, biz dinlemek konusunda iyi olmasak da, Tanrı’nın bizi dinlediğinden, ama bizim yaşadıklarımızı olduğu gibi aktarmadığımızdan, Tanrı’ya karşı yeterince dürüst olmadığımızdan bahsediyordu. Buraya kadar olan kısımda mezmurları bilenler ve insanın doğası ile Tanrı’nın doğası hakkında az buçuk fikir sahibi olanlar için yeni bir şey yoktu. Yeni olan, Tanrı’ya karşı dürüstlüğümüzün seviyesini belirlediği noktaydı: “Be brutally honest”

Yazan biri olarak böylesi bir tabire gıptayla bakmak elimde değildi ve bu vahşi dürüstlüğün nasıl bir şey olabileceği konusunda düşünmeye başladım. Kutsal Kitap’la ilk tanıştığım zamanlar belki de onu ilk defa okuyan çoğunluğun da deneyimlediği bir şeyi düşünmüştüm: Nasıl oluyordu da böylesi öfkeyi, küskünlüğü rahatlıkla ifade edebiliyordu mezmur yazarı, üstelik bir kutsal kitapta? Tanrı’nın bizi olduğumuz halimizle kabul edişine, O’nun önüne olduğumuz gibi gidebilme ayrıcalığına sahip oluşumuza en güzel örneklerdi oysa o satırlar. Psikolojik ya da fizyolojik olarak ihtiyaç duyduğumuz her alanı bizim için açık tutan Rab, yine O’nunla birlikte ve O’nun sayesinde rehabilite olmamıza fırsat veriyordu. İçinden geçtiğimiz acılar, travmalar, yaslar, tek tek anlamını buluyordu o satırlarla birlikte ve evet, gördüğümüz en önemli şey ise katıksız bir dürüstlüktü. Çünkü sadece bize yapılanı değil, ama bizim eylemlerimizi de yontulmamış, orası burası düzeltilmemiş, “ama”lar, “çünkü”ler içine sıkıştırılmamış şekilde ulaştırıyordu Tanrı’ya, öyle ki şifa tek yönden gelmesin.

Vahşi dediğimiz şey boyunduruk altına girmeyen, ele avuca sığmayan, özgür ve tahmin edilemezdir. Kendini sınırlara, kurallara tabii tutmadan ifade edebilen ve ihtiyaçlarını tam da zamanında ve yerinde karşılayabilen bir doğaya sahiptir.

Rab’bin kabul ettiği kurban alçakgönüllü bir ruhtur,

Rab alçakgönüllü ve pişman bir yüreği hor görmez.

Mezmur 51:17

            Mezmur 139:23’de mezmur yazarı Tanrı’dan, kendisini yoklamasını yüreğini tanımasını, kaygılarını öğrenmesini isterken aslında bunları görmeye, bilmeye ve onları kabul edebilmek için ilk önce kendisinin olup biteni duymaya ve o alçakgönüllü yüreğe çaresizce ve hemen ihtiyacı olduğuna iknaydı. Bugün biz hayatımıza baktığımızda hangi alanlarda “vahşi” bir dürüstlükle Rab’bin önüne gelmekte zorlanıyoruz sorusu önemlidir; ama ondan öncesinde esas soru, böylesi bir dürüstlüğe hazır olup olmadığımızdır.

Serda Sez

Serda Ayık Sez
Tarafından yayımlandı
Serda Ayık Sez
Tartışmaya katılın

Diğer makaleler

Bölüm 1

Ruhsal Esneme

Sabahları sadece 10 dakikamı esnemeye ayırmamı istemişti doktorum. Bunun faydasını çokça göreceğimi de eklemişti. Bir zamanlar haftanın beş...

FideCultura
Bölüm 2