İşe bir soruyla başlamak, çoğu insana iyi bir fikirmiş gibi gelir. İnsanın odaklanmasını keskinleştirir, kişileri iletişime yöneltir, bilgi birikimimizdeki eksikleri ortaya çıkarır ve oldukça da doğaldır. Çocuklar, etraflarındaki dünya hakkında daha fazla şey öğrenmek için içgüdüsel olarak soruları kullanıyormuş gibi görünürler. Elbette, bir yanda tembelce sorulan sorular varken, bir yanda da derin sorular vardır. Aradaki farkı açıklamak kolay değildir. Fakat bir kez olsun, doğru bir soruyu doğru zamanda sormuş ya da böyle bir sorunun sorulduğunu duymuş olan herkes, iyi, dikkatli, derin bir sorunun, neden her zaman sorulmaya değer olduğunu hemen anlar.
Konu iman hakkındaki sorular olduğunda, Hristiyanlara genellikle, Tanrı’nın Adem ve Havva’ya sorduğu soru “Neredesiniz?” (Yaratılış 3:9) sorusu ve Yeni Antlaşma’da anlatılan, İsa’nın insanlarla iletişim kurma biçimleri örnek verilir. Şimdi, İsa’nın sorularından birkaçını inceleyelim:
(Markos 10:51) İsa, Senin için ne yapmamı istiyorsun? Diye sordu.
(Yuhanna 14:9) Bunca zamandır sizinle birlikteyim, beni daha tanımadın mı?(Luka 6:32) Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, bu size ne övgü kazandırır?(Yuhanna 5:6) İyi olmak ister misin?
(Luka 7:44) Bu kadını görüyor musun?
(Luka 9:25) İnsan bütün dünyayı kazanıp da canını yitirirse, canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?
(Luka 12:23) Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil midir?(Luka 22:27) Hangisi daha büyük, sofrada oturan mı, hizmet eden mi?
(Luka 12:51) Yeryüzüne barış getirmeye mi geldiğimi sanıyorsunuz?
(Luka 11:11) Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?
(Yuhanna 5:44) Birbirinizden övgüler kabul ediyor, ama tek olan Tanrı`nın övgüsünü kazanmaya çalışmıyorsunuz. Bu durumda nasıl iman edebilirsiniz?(Yuhanna 11:40) “Ben sana, `İman edersen Tanrı`nın yüceliğini göreceksin` demedim mi?”
(Luka 6:46) Niçin beni `Ya Rab, ya Rab` diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?
(Matta 15:3) Ya siz, neden töreniz uğruna Tanrı buyruğunu çiğniyorsunuz?(Yuhanna 10:32) Size Baba`dan kaynaklanan birçok iyi işler gösterdim. Bu işlerden hangisi için beni taşlıyorsunuz?
(Matta 26:53) Yoksa Babam`dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? İstesem, hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek göndermez mi?(Yuhanna 20:29) Beni gördüğün için mi iman ettin?
(Yuhanna 11:25‐26) Diriliş ve yaşam Ben`im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Buna inanıyor musun? Beni seviyor musun?
Belki de işe sorularla başlamak, o kadar da kötü bir fikir değildir, değil mi? Yine de bazı kişiler işe sorularla başlamak konusunda şüphelere sahip olabilir. Onlar, soruların yönlendirici ya da art niyetli olduğunu düşünebilirler. Diğer insanlar, soruları doğru biçimde kullanıp onlarla uğraşırlarsa, Tanrı’ya imansızlık edebileceklerinden şüphe duyarlar. Fakat gördüğünüz gibi, İsa da soruları kullanıyordu ve benim için soruları kullanmak konusundaki en sağlam sebep de budur. Ve İsa bir soru sorduğunda bu, sadece soruyu sorduğu kişi için değil, aynı zamanda O’nu dinleyen herkes için bir anda her şeyi netleştirirdi. İsa’nın genellikle etrafındakileri rahatsız eden soruları, otorite yapılarını, sembolleri ve varsayımları ortaya çıkaran ya da özetleyen sorulardı. O’nun soruları, konuların incelenebilmesi için onları gün ışığına çıkarırdı. Böylece herkes, amaçları, gelenekleri, varsayımları ve çoğunlukla yüzeyin altında kalan vahşeti açıkça görebilirdi.
Sorular, konsantre olmamıza, dikkat etmemize ve birlikte düşünmemize yardımcı olabilir. İyi bir soru, illüzyonun içinden gerçek olanın kendini göstermesiyle, dolambaçlı bir tartışmayı hayatı değiştiren bir dönüm noktasına dönüştürebilir. İşte böyle anlarda, kendimize ya da başkalarına nazikçe doğru soruları sorabiliriz. Bazen, karşımıza bir soru çıkar ve biz, sorunun ardında O’nunla karşılaşabiliriz. T. S. Elliot’ın söylediği gibi, “Sevgili ruhum, hazır ol Yabancı’nın gelişine. Hazır ol, nasıl soru sorulacağını bilenin gelişine.” Mesih’in mesajı güçle, gerçekle ve merhametle birlikte gelir ve kapı açıldığında ortaya dökülen en derin soruları bile cevaplayabilir.
Yazar: Tom Price
Çeviri: Senem Ekener