Reddedilme ve İlişki

Bölümü oynat

Hemen hepimizin Tanrı’ya defalarca yakarmamıza rağmen gerçekleşmeyen duaları vardır. Böyle durumlarda benim aklıma Kutsal Kitap’taki Kenanlı kadının öyküsü gelir.

İsa, O’nu kimsenin tanımayacağı bir yere doğru yola çıkmıştı. Yeruşalim’in
karmaşasından ve Celile’deki kalabalıklardan uzaklaşarak Sur bölgesine
gitti. Öğrencilerinden birine göre, bir eve girdi ve bunu kimsenin bilmesini
istemiyordu. Ama gizlenmeye de çalışmadı. Yahudi olmayan Kenanlı bir
kadın hemen İsa’nın ayaklarına kapandı ve “Ya Rab, ey Davut Oğlu, halime
acı! Kızım cine tutuldu, çok kötü durumda!” diye feryat etti. İsa kadına hiçbir
karşılık vermedi. (Matta 15:21-28)

Tanrı’ya inanan insanların hayatlarında reddedilmek, yutmakta zorlanılan bir
hap gibidir. Ayrıca, eski imanlıların birçoğu sessiz ya da ilgisiz bir Tanrı
hikayesi anlatır ve sonunda da umutlarını kestiklerinden bahseder. Tanrı’nın
bizi kişisel olarak reddetmediğini biliriz. Nitekim İncil’in Yuhanna bölümünde
Tanrı “… hepsi bana gelecek ve bana geleni asla kovmam.” (Yuhanna
6:37) der ve yine aynı bölümde “…benim adımla dilediğiniz her şeyi
yapacağım.”diye vaadde bulunur. (Yuhanna 14:13) Ancak tüm bu vaatleri
veren bir Tanrı’nın, bir çocuk vermesi için yıllarca edilen dualar karşısındaki
sessizliğiyle başa çıkmak pek de kolay değildir. Aynı şey, gerçek ve kesin
bir umut taşıyan bir kapının çarpılmasında ya da dizlerinin üstüne çökmüş
bir annenin sessizce reddedilmesinde de geçerlidir. Reddediş, burada
kişiseldir.

Ama İsa’nın ayaklarına kapanan bu kadın, İsa onu ilk reddettiğinde hemen
vazgeçmemişti. İsa’nın öğrencilerinin, gönderilmesini istemesi de onu
isteğinden vazgeçirememişti. Hatta, en sonunda İsa’nın dudaklarından
dökülen şu sert ifade bile istediğini dile getirmeye devam etmekten onu
alıkoyamadı: “Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına
gönderildim.” Yahudi olmayan kadın, bu koyunlardan biri değildi. Çok daha
küçük reddedilişler bile, benim yıkılmamı sağlamaya yetebilirdi. Fakat bu
bile, kadını isteğinden vazgeçirebilen bir düşünce olmadı. Kadın yeniden
konuşmaya başladı ve arzusunu bir kez daha dile getirdi: “Rab, yardım et
bana!” İşte bu konuşmanın tam da burası, benim artık kendimi rahat
hissedemeyeceğim nokta. Size yardım edebileceğini bildiğiniz birinin
önünde tamamen çaresiz olduğunuzu ve bunun size kendinizi nasıl
hissettireceğini hayal edin. Bakın Matta hikâyenin devamını nasıl anlatıyor:
İsa ona, “Çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak doğru değildir.” dedi.
Kadın, “Haklısın, ya Rab” dedi. “Ama köpekler de efendilerinin sofrasından
düşen kırıntıları yer.” (Matta 15:26-27) Bu kadının azmi birçok insanın
gösterebileceğinden çok daha fazladır.

Hoşea kitabında Tanrı “yürekten yakarmayan, yataklarının üzerinde uluyan”
(Hoşea 7:14) insanların varlığı için hayıflanıyor. Merak ediyorum, etrafındaki
dünya tarafından susturulan o cesur kadının sesi, acaba bu hayıflanmanın
cevabı olabilir mi? Eğer dua etmek, bizi kendimizden iyi tanıyan biriyle
kuracağımız ilişkinin taşıyıcı sütunlarıysa, tekrar tekrar temellere doğru
çakılmış olan umut ve sevginin sütunlarının kökleri ne kadar derinlerdedir?
Belki de zaman zaman, reddedilmek bizim daha derinlere inmemizi ve
imanımıza, dileğimizin içtenliğine ve Tanrı’nın varlığına daha sıkı
sarılmamızı sağlar.

Neden bazı dualarımızı detaylı olarak defalarca tekrar etmemiz gerektiğini
bilmiyorum. Bazı insanların, neden hayatlarını reddedilmiş dileklerin acısıyla
yaşamak zorundaymış gibi göründüğünü bilmiyorum. Fakat reddedilen
dilekleriyle başa çıkmayı öğrenmiş kişilerin, genellikle onları duyan Tanrı’yla
ilişkilerinde şefkatli bir yakınlık geliştirdiklerini, Tanrı’nın onlara konuşmak,
kendi sesini duymak ve duyurmak için bir şans verdiğini ve bu kişilerin bu
diyaloğa değer verdiğini biliyorum. Bir şekilde, reddedilen bir dileğimizin
bile, bir şeylerin anlaşılması umudu olduğunu biliyorum.

Kenanlı kadın dileğini son kez dile getirdikten sonra, İsa’nın ona verdiği
cevap, kadın ve Tanrı arasında yeni ve güçlü ilişkiyi şöyle tanımlar: “Ey
kadın, imanın büyük! Dilediğin gibi olsun.” der İsa. Ve kadının kızı o saatte
iyileşir. (Matta 15:28)

Yazar: Jill Carattini
Çeviri: Senem Ekener

Admin
Tarafından yayımlandı
Admin
Tartışmaya katılın

More from this show

Bölüm 198

Gerçek Mucize

Hristiyan olduktan sonra imanlıların tanıklıklarını paylaştıkları birçok video izledim. Videolardaki kişilerin başından mucize denebilecek...

Bölüm 197

Kaygı Tuzağı

“O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.” (Matta 6:34) Bu ayet sıkça tekrar ettiğim...

Bölüm 194

Uygulayıcı Olmak

İncil’deki Yakup Kitabı’nda şöyle bir ayet vardır: “Çünkü sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmayan kişi, aynada kendi doğal yüzüne...

FideCultura

Recent posts

Bölüm 185