Tanrı’nın İstediği Çözümler

Bölümü oynat

Yakın geçmişte bir problem ile yüzleşmek zorunda kaldım. Bu problem kendi becerimle ve mantığımla üstesinden gelebileceğim bir problemdi. Bu yüzden birkaç akşamımı bu probleme tamamen konsantre olarak geçirdim. Çünkü biliyordum ki bu yaşıma kadar bir problemle münasebetim olduğunda kendi mantığımla her zaman çözüme ulaşmıştım. Ölçmüş, biçmiş, çözmüş ve mantıklı olanı uygulamıştım. Sonrasında da pek sıkıntı yaşadığım söylenemezdi. İman etmeden önceki hayatımdan kalan bir alışkanlığımdı bu. Kendi zekâm konusunda şüphem yoktu. Pratik hayatta da karşılığını aldığım için kendime güvenim de fazlaydı bu konuda.

Fakat bu sefer işler biraz ters gitti. Çözüm buluyordum. İkna oluyordum. Uygulama denemelerim fena değildi, başarılı sayılırdı; ama uzun vadeli olmuyordu çözümüm. Hiç beklemediğim zamanda düşündüklerim belirlediğim çözümümün dışına çıkabiliyor ve kurduğum denge kayboluyordu. Problemle ilgili cevapladığım sorular sanki hiç cevaplamamışım gibi önüme tekrar geliyordu. Yıllardan beri kurduğum sistemin sallandığını hissediyordum. “Bu sefer neyi kaçırıyorum?” diye sormaya başladım kendime. Bütün unsurları çerçeveleyip, değişkenleri kendimce hesaplayıp, olabilecek en optimum sonucu kabul edip bu sonucu pratiğe dökme konusunda gayet iyiyken şimdi sorun neydi? Niye aldığım kararların benzini bitiyordu da yola çıktıktan kısa bir süre sonra yolda kalıyorlardı?

Yenilgiye uğramış gibi hissediyordum. Çünkü başarısızlığım gün gibi ortadaydı. Ayrıca artık iki problemim vardı: Problemin kendisi ve çözümsüz oluşum. Çözümsüz kalmak ne alışık olduğum bir şeydi ne de üstünü kapatabileceğim bir şeydi. Temelden sarsılmıştım. Fonksiyonsuz hissediyordum. Kafamı fazlasıyla meşgul ediyordu bu durum. Dönüp duran düşünce parçacıkları kendi başarısızlığımı bana hatırlatmada çok ısrarcıydı. Ortada olan bir problemi çözememenin yanında hissettiğim bu çaresiz duygular günümü çok olumsuz etkiliyordu. Esenlikten uzaklaşmıştım. Bir yerlerde bir yanlışlık vardı.

İsa Mesih’i merak edip araştırmaya başladığım ilk zamanlardan itibaren Kutsal Kitap beni güncelliği ile fazlaca şaşırtmıştır. Kutsal Kitap’ın içinde de bir nevi beyan edilen bu güncellik (“Önce ne olduysa, yine olacak. Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. Güneşin altında yeni bir şey yok.” Vaiz 1:9), beni neredeyse her konuda Kutsal Kitap ekseninde düşünme konusunda çok çabuk ikna etmişti. Daha önce okuduğum kitaplar, izlediğim filmler ve düşünmek için vakit ayırdığım fikirlerin büyük kısmı Kutsal Kitap ile kesişim kümesi oluşturmaya başlamıştı. Öğrendiklerim ve düşündüklerim kutsal güncellenme evresine girmişti ve bu süreç devam ediyordu. Şimdi kutsallığın sızması gereken yer, kötücül etkilere fazlasıyla açık, kutsallıktan uzakta köklenmeye müsait olan kendi mantığıma dayalı hayat pratiğimdeydi.

Kendi becerilerimle problemlerin üstesinden gelemeyip yenilgiyi kabul ettikten sonra düşünmeye başladım. Bu taze başlangıç beni Kutsal Kitap’a götürdü. Ayetler hakkında düşünmeye başladım. Asla emin olamadığım bir sürenin sonunda İsa’nın çölde denendiği bölüm aklıma geldi (Luka 4:1-13). Bu bölümü tekrar okudum. Bölümde yer alan İsa’nın cevapları ile beraber düşüncelerimin de evrim geçirmeye başladığını hissetmeye başladım.

Luka 4:9-11 ayetleri özellikle çok dikkatimi çekti. Bu ayetlerde İblis bir mantık çerçevesi oluşturmuştu. O, İsa’nın kendini ispatlaması için uçurumdan atlamasını istiyordu. Çünkü İblis’e göre, İsa Tanrı’nın Oğlu’ysa bunu yapmasında bir sakınca yoktu ve o, İsa’nın uçurumdan atlaması halinde Mezmurlar’dan referans vererek İsa’ya bir zarar gelmeyeceğini söylüyordu. İblis’in kendi içinde tutarlı olan bu iddiası, İsa’nın Yeni Ahit’te çok kez şahit olduğumuz kendi mükemmel tutarlılığı karşısında bozguna uğradı. İsa’nın yaklaşımı, İblis tarafından kurulan mantığı pratiğe dökmek olmadı. İsa’nın karşılığı İblis’in istediğinden çok uzak bir şekilde gerçekleşti. İsa ”Tanrın Rab’bi denemeyeceksin!” şeklinde cevabından sonra İblis “bir süreliğine gitmiş” ve istediğini alamamıştı. İblis’i alt etmek hiçbir zaman İblis’in sunduğu yöntemlerle olamazdı. Kötülükle mücadelenin hiçbir zaman kötülüğün enstrümanlarıyla olamayacağı gibi… Öteki türlü öbür yanağımızı çevirmemize (Matta 5:38-39) gerek kalmazdı değil mi?

İsa’nın duruşu burada kendi hayatımız için önemli bir soruyu akla getiriyor: Bir iddianın yeteri kadar mantıklı olması kutsal olması ile alakalı mıdır? İsa’nın yaptıklarına bakacak olursak buna direkt hayır diyebiliriz. İbre kendi hayatımıza döndüğünde de bu böyle olmalıdır. Hatta yukarıdaki soruya vereceğimiz “HAYIR” cevabını bazen yüksek sesle söylemek gerekir. Çünkü zeminin kayganlaştığı yerler tam da bu yerlerdir. Kendi içsel devinimimizde tutarlı hayat pratiklerine fazlasıyla ihtiyacımız olduğu yadsınamaz bir gerçektir; ama konular hakkında neden-sonuçları birbirine bağlarken, belli bir sistem oluştururken fazlasıyla dikkat edilmesi gerekir. Çünkü İblis de kendine göre bir neden sonuçla İsa’nın karşısındaydı. Belki de şimdi de bizim karşımızda ve belki de onun fısıltılarına kulak verip aklımıza yatan bir karara “EVET” demek üzereyiz. Belki de bir sorunun çözümü için yaralı olduğumuz yerlerin kaşınmasıyla dürtüsel bir şekilde İblis’in yolunda gidiyoruz tam şu anda. “Bunu hak etmişti”, “Ben neden yapmayayım?”, “Bundan ne yararım olacak?”, ”Zaten meşgulüm”, “Ama canım yandı” gibi benzeri ifadeler akla gelip zihin kurak yerlerde kavrulmaya başladığında, ortaya çıkacak olan şey asla esenlik getirmeyecektir.

Şükürler olsun ki yazının başında söylediğim problemime daha olgun bir yerden bakıyorum artık. Kendi eleğim yerine İsa’nın hikmetli eleğini kullanmaya çalışıyorum. Rab’bin yönlendirmesi için ve her gün tekrar Rab’bin yolunu seçmek için dua ediyorum ve tüm dileğim; 

Ruh’a teslim olmaya karar vermiş, dua ile büyüyen, açık bir kalp ve iman ile bezenmiş, sevgiyi sindirmiş bir akıl şimdi… 

Yazar: Himmet Keçici

Himmet Keçici
Tarafından yayımlandı
Himmet Keçici
Tartışmaya katılın

More from this show

Bölüm 198

Gerçek Mucize

Hristiyan olduktan sonra imanlıların tanıklıklarını paylaştıkları birçok video izledim. Videolardaki kişilerin başından mucize denebilecek...

Bölüm 197

Kaygı Tuzağı

“O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.” (Matta 6:34) Bu ayet sıkça tekrar ettiğim...

Bölüm 194

Uygulayıcı Olmak

İncil’deki Yakup Kitabı’nda şöyle bir ayet vardır: “Çünkü sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmayan kişi, aynada kendi doğal yüzüne...

FideCultura

Recent posts

Bölüm 192