İncil’deki Yakup Kitabı’nda şöyle bir ayet vardır: “Çünkü sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmayan kişi, aynada kendi doğal yüzüne bakan kişiye benzer. Kendini görür, sonra gider ve nasıl bir kişi olduğunu hemen unutur.” (Yakup 1:23-24). Bu ayetlerde insana ait çok önemli bir detay göze çarpar: Bilinen şeylerin uygulanması konusundaki başarısızlık.
Aynada, doğal yüzüne baktıktan sonra gitmeyi tercih etmek bir açıdan kasıtlı olarak vazgeçmeyi gösterir. O zaman kişinin bunu isteyerek yaptığını düşünebiliriz. Ayette bunun nedeni unutmak olarak geçer; ama buradaki unutmanın bir seçenek olduğu rahatlıkla düşünülebilir. Aynadan uzaklaşmak anlık bir dalgınlık veya günlük telaşta göz ardı edilen bir yanlışın ürünü değildir. Edinilmiş bilginin aynadan uzaklaştıkça yok olması söz konusudur. Bunun nedeni önemsememektir.
Başka bir açıdan düşünürsek, ayna bir görüş sağlar. Fakat bu görüş hayatın tamamında etkin değildir. Kendi yaptıklarına uzaktan bakmaz insan, bu yüzden nasıl bir davranış sergilediğini fark edemez. Film şeridi gibi gözünün önünden geçmez yaptıkları. Böyle bir alt yapıyı oluşturmak için bilgi eksikliği konusunda sorunu olmasa da bilgiyi işleme konusunda eksiklikleri vardır. Karar aşamalarında hangi filtreyi seçeceği konusunda ilkesel bir tutumu yoktur. Öğrendikleri canlı bir şekilde onunla değildir. Bunun nedenini de yüzeysellik olarak tanımlayabiliriz.
Eminim daha birçok yorum yapılabilir ayna benzetmesi konusunda. Çünkü insanın zaafları çok fazladır. Kutsal olandan uzaklaşma nedenleri farklı kombinasyonlar yüzünden gerçekleşebilir. Bu öğrenme ve uygulama konusunu hayatımızdaki farklı alanlara taşıdığımızda, eksikliğin nerelerde olabileceğinin kestirilebilir olacağını düşünüyorum.
İnsanların çoğu salt öğrenme konusunda başarılıdır. Bir konuyu öğrenmek ve bildiğini ifade etmek kolaydır. Çünkü sadece bir iş vardır ortada. Bu iş bilgiyi öğrenme işidir. Bir orta öğretim öğrencisi sadece müfredattaki konuları ezberleyerek başarılı olabilir. Fakat sınavda başarılı olmasını sağlayan bilgiler kullanışlı hale gelemez ve unutulur. Yetişkinlerin dünyasında da durum farklı değildir. Doğru olmak adına bazı değerler bilinir; ama davranışa yansımayabilirler. Örneğin, onlarca suç kaydı olan insanlar bile evrensel iyilik prensiplerini net bir şekilde açıklayabilirler. Soruların cevabı bellidir çünkü, ama uygulama eksiktir.
Öyleyse genel bir uygulama bozukluğundan söz edebiliriz. Uygulamaya geçememenin sebebi yukarıda bahsettiğim gibi önemsememek midir, yoksa yüzeysellik midir ? Bunun tam olarak karşılığını vermek zordur. Fakat insanların eylem konusunda bonkör olduğu zamanlar da gözlemlenebilir. Bunlar öğrenilmiş ve dikkatle uygulanan eylemlerdir. Eve dönmek için geç kalındığında hangi sokağın daha karanlık olduğunu ve bu yüzden bu sokağı kullanmanın tehlikeli olduğunu bilir ve tercih etmez insan. Bir bankada gişede görevli bir kişi veya bir markette kasiyer pozisyonunda çalışan personel hangi tipte insanların sinirli olduğunu tahmin edip onlara daha dikkatli davranabilir. Alışveriş yaparken bir eksiklik var mı diye para üstünü sayabilir. Hava güzelse hafif bir şeyler giymeyi, soğuksa daha kalın giyinmeyi seçebilir.
Şiddete maruz kalmamak, maddi konuda hasar görmemek, üşümemek veya terlememek için alınan bu önlemlerin hepsi uygulamaya geçirdiğimiz kişisel korunma yöntemleridir. Bu yöntemlerin eyleme geçmesi zahmetsiz bir şekilde gerçekleşir. Adete refleks gibidirler. Kişinin kötü bir duruma düşmemesi için öğrendiği bilgiler eyleme kolayca dökülür. Çünkü zihinde ‘önemli’ olarak kodlanmıştır bu bilgiler. Eyleme dökülmediği takdirde zor bir pozisyona düşüleceği bilinir.
O zaman yukarıdaki ayetlerde geçen aynaya bakıp sonradan bunu unutan kişinin problemini anlayabiliriz. Uygulayıcı olmak bağlı kalmayı gerektirir. Bağlı kalmak ne kadar önemli bir bilgiyle baş başa olduğunun anlaşılması ile mümkündür. Bu önemin farkında olamamak bilgiyi içselleştirmenin önündeki en büyük engeldir. Problemin çıktığı yer de burasıdır. Eğer bu problem bir hastalık olsaydı teşhisi koymak hayati öneme sahip olurdu. Aksi takdirde yanlış konulan teşhis, hatalı bir tedavi sürecine yol açar; yüzeysellik, önemsememek gibi durumlar da hatalı tedavinin doğal semptomlarına dönüşürdü.
Günlük hayatta kişisel korunma için alınan önlemler önemlidir. Fakat Sonsuz Egemenliğin bir üyesi olmak, Tanrı’nın çocuğu olmak, kurtuluşun bilgisine sahip olarak kutsal bir yaşam sürmek de fazlasıyla önem taşır. Bilginin ve bilgeliğin önemi karşımızda dururken buna kayıtsız kalmak, hayatımızın her alanına yansıması gereken ışığı gölgelemek imanlı bir kişinin kendine yapacağı en büyük kötülüktür. Pratikten yoksun kalmak günlük hayattan kutsallığı silmektir. İblise oyun alanı açmaktır. Günaha sebep olacak ihtimalleri artırmaktır. Tövbe ve duadan yoksun kalmaktır. Belki de büyük bir tanıklıkla başlayan iman yolculuğunun içini boşaltmaktır.
Yakup Kitabı’nın birçok yerinde uygulayıcı olma konusunda ayetler bulunmaktadır. Ancak uygulayıcı olmanın bir imanlının kurtuluşu olacağının altı çizilir. Tanrı, bizim O’nun istediği şekilde davranmamızı arzu eder. Kutsal Kitap benzersiz bir kitaptır. Onu okurken içimize akan sıcaklık davranışlarda da kendini göstermelidir. Kutsallığın düşünsel ve davranışsal bir şekilde hayatımızda yer bulması kurtuluşun yegane anahtarıdır. İmanlının neyin parçası olduğunun bilincinde olması davranışlarında bunu yansıtmasını kolaylaştırır. Dünyanın verdiği karmaşa içerisinde Rab’bin bize sağlayacağı sakin esenlik ancak böyle oluşur. Çünkü artık Rab’bi davranışlarımızın kutsallığı ile hayatımızın içine almış oluruz. O’nunla filtresiz bir ilişki kurarız. Ortada ne kutsallık dışı bir alan kalır ne de iblisin sızabileceği bir karar. Ruhsal silahları kuşanarak güçleniriz. Ruhsal gelişime açık bir şekilde Rab’de büyümeye devam ederiz. Ayetlerde geçen ‘ayna’ ayrılmaz bir parçamız olur.
Tanrı’nın lütfu kurtuluşumuzu sağlamıştır. Çarmıhta temizlenerek dirilişte umudun müjdesini alırız. Bu umuda sıkı sıkı sarılmalı, eylemlerimizi de bu umuda göre şekillendirmeliyiz. İyi bir uygulayıcı olarak iman hayatımızı sürdürmeli ve her zaman uyanık olmalıyız.
Rab bizimle olsun.
Yazar: Himmet Keçici