Derinlere Doğru Kazmak  

Bölümü oynat

Arkadaşım kendi evine taşınmak üzereyken çok eski bir araba galerisinin binasının yıkıldığını ve antika tuğlalarını isteyene verdiğini fark eder. Hemen gözünün önüne, tatlı kokulu bir manolya ağacının gölgesinde, yosunlarla kaplı bu tuğlaların döşendiği bir arka bahçe avlusunun görüntüsü gelir. Birkaç arkadaşıyla birlikte bu tuğlaları alırlar, birlikte zemini hazırlamak için derinlere doğru kazarak, inatçı Georgia çamurunu parçalayarak, bitki köklerini, kayaları ve çivileri kenara toplayarak birkaç saat geçirirler. Bu, ona biraz fazla teferruatlı görünen, oldukça zor gelen bir iştir. Ama okuduğu ve uygulamaya çalıştığı talimatlar, sağlam bir temelin çok önemli olduğunu söyler. Şimdi, bundan yaklaşık yirmi yıl sonra, arkadaşımın arka bahçesindeki avlu hala düzgün biçimde, sağlam bir temel üzerinde duruyor ve çiçeklenen manolya ağacı hala duvarın üstüne gölgesini düşürüyor.  

İsa, Luka kitabında ağaçlardan ve temellerden bahsediyor. Etrafında toplanan kalabalığa şöyle diyor: “İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve vermez. Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez. İyi insan yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı yüreğinden taşanı söyler.” (Luka 6:43-45) İsa, bir insanın hayatının kökleri iyiliğe gömülüyse, bunun gözle görülebilir olacağını, çünkü o kişinin iyi meyveler vereceğini söylüyor. İsa bu bölüm boyunca “iyi” kelimesini Tanrı’ya adanmış, yani “hayat kurtarmaya” çalışan, merhamet gösteren ve cömert davranan bir kalbi betimlemek için kullanıyor. İsa, “Verin, size verilecektir.” diyor. “İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız.” (Luka 6:38) Bir kişinin eylemleriyle verdiği meyve arasında bire bir bağlantı bulunur. Kutsal Kitap’ın dediği gibi, insan ne ekerse onu biçer. (Galatyalılar 6:7) Dikenli bitkilerden incir toplanamayacağı gibi, Şeytan’dan beslenen bir kalpten de iyi meyveler gelemez. Bir kişinin dış görünüşü iyi olsa da kalbinde hazineye istinaden İsa’nın “şeytani” sözcüğünü kullanması, içinde yaşadığımız modern çağ için biraz fazla şaşalı görünebilir. Bizler bu tip kelimeleri vahşi bir diktatörü ya da bir seri katili tanımlamak için kullanabiliriz, fakat bana sorarsanız, bu tanım, tanıdığım hiçbir insana ya da (umuyorum ki) kendi kalbime uymuyor. Fakat yine de İsa, “İnsanın ağzı yüreğinden taşanı söyler.” diyor. Ben de derinlere doğru kazdığımda, şunu görüyorum: acımasızca sözler söylediğimde, bunun altında öfke, korku ya da kıskançlık var; birileri sabırsızca birbirlerinin sözünü kestiğinde, orada sevgi ve merhamet eksikliği var. Bu tip sözcükler ya da davranışlar, kalbimin derinliklerinde gizlemeyi tercih ettiğim şeyleri ortaya çıkarıyor.  

İsa, sözlerinin devamında şu soruyu soruyor: “Niçin beni ‘Ya Rab, Ya Rab’ diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?” Kişinin sözleri Tanrı’ya karşı derin bir adanmışlığı olduğunu gösterse de son noktada kişinin hayattaki gerçek önceliklerini ortaya çıkaracak olan şey, kalbinde taşıdığı hazinelerin dışarı vurduğu davranışlarıdır. İsa şöyle devam eder: “Bana gelen ve sözlerimi duyup uygulayan kişinin kime benzediğini anlatayım. Böyle bir kişi, evini yaparken toprağı kazan, derinlere inip temeli kaya üzerine atan adama benzer. Sel sularıyla kabaran ırmak o eve saldırsa da onu sarsamaz. Çünkü ev sağlam yapılmıştır.” (Luka 6:47-48) Bir ağacın verdiği meyve, nasıl onun dikenli bir çalı mı yoksa bir incir ağacı mı olduğunu eninde sonunda ortaya koyuyorsa, derinden sarsılan bir yapı da temellerinin nasıl olduğunu gözler önüne serer.  

Şimdi, bir Yeni Antlaşma uzmanının gözlemlerine kulak verelim: “İsa, O’na bağlı olmadan takip edebileceğimiz bir çeşit ahlak anlayışı formüle etmemiştir. İmanın temeli, O’nunla ilişki içinde olmaktır.” Bu tip yakın bir ilişki kurmak için atılan temeller elbette çok fazla zaman harcamamızı ve kişinin sözcüklere döktüğü “Seni seviyorum” gibi ifadeleri eylemlerine de yansıtmasını gerektirir. Ama İsa, böyle bir ilişkinin meyvelerinin çok tatlı olacağını, hayatın fırtınalarında ayakta kalacağını ve en büyük karanlık ve şüphelerin içinde bile kişiye bir sığınak sağlayacağını söylemiştir. Tanrı’ya gerçek iman, derinlere doğru kazılmıştır ve güvenlidir, çünkü “Tanrı’nın attığı sağlam temel, ‘Rab kendine ait olanları bilir’ sözleriyle mühürlenmiş olarak duruyor.” (2. Timoteos 2:19)  

Yazar: Danielle Durant 

Admin
Tarafından yayımlandı
Admin
Tartışmaya katılın

More from this show

Bölüm 208

Gerçek Yemek

Binlerce çocuğun öksüz ya da yetim kaldığı ve açlıktan öldüğü 2. Dünya Savaşı’ndaki bombardımanlardan, bize güçlü bir hikâye kaldı. Büyük...

Bölüm 206

Ruhsal Coğrafya

Geçenlerde görüştüğüm bir arkadaşım ilginç bir gözlemini paylaştı benimle. ‘Uzun yıllar önce Amerika’yı Massachusetts’den Montana’ya kadar...

FideCultura

Recent posts

Bölüm 205