Akreplerle İlgili Sorun

Bölümü oynat

Kutsal yazıları okuyan birçok kişi, dua etmek konusunda verilen sözleri cüretkâr ve sarsıcı bulacaktır. Bunlar arasında belki de en dikkat çekici olanı, İsa’nın, İncil’in Markos Bölümü’ndeki sözleridir: “Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir.” (Markos 11:24) Matta ve Luka’da da benzer vaatler vardır. Biz Tanrı’yı ararken, kapıyı çaldığımızda, Tanrı önümüzdeki kapıyı açacaktır. Duanın gücüne inanarak istediğimiz her şey, bize verilir. Hatta kullanılan orijinal açıklama, zaten bir şeylerin hâlihazırda başarıldığına işaret eder. Dua eden kişinin sadece istediği şeyin şimdiden olduğuna inanması gerekir ve dua gerçekleşir. 

İngiliz yazar Somerset Maugham’ın sorunlar yaşamasına sebep olan şey de Kutsal Yazılar’daki bunun gibi iddialı sözlerdir. Yazar, Of Human Bondage adlı kitabında, duayla ilgili kurmaca bir hikâye anlatır. Bu hikâyedeki kahramanın, dua yüzünden sarsılan inancı bir daha hiçbir şekilde onarılamaz. Kitabın kahramanı, bir ayağı doğuştan özürlü olan, inançlı, küçük bir çocuktur. Philip, Markos’taki az önce sizlerle paylaştığım ayetleri okuyunca çok mutlu olur. Artık, diğer çocuklarla birlikte futbol oynayabilecektir! Sonu gelmez gibi görünen alaylar son bulacak ve artık diğerleriyle birlikte yüzerken ayağını saklamak zorunda kalmayacaktır. 

Philip hemen, ruhunun bütün gücüyle dua etmeye başlar. İçinde hiçbir şüpheye yer yoktur. Tanrı’nın Sözü’ne güveni tamdır. Okula döneceği günden önceki gece, yatağına girdiğinde heyecandan içi içine sığmaz. Bir anda aklına, bunun, beklediği mucizenin gerçekleşeceği gece olduğu gelmiştir. Kalbi neşe ve minnetle doludur. O sabah yapmak istediği ilk şey, elini uzatıp artık sağlıklı olan ayağına dokunmak olur, fakat bunun, Tanrı’nın iyiliğinden şüpheye düşmek olacağını düşünür. O, ayağının iyileştiğine emindir. Ama sonunda, kararını verir ve sağ ayağının parmaklarıyla sol ayağına dokunur. Sonra, elini sol ayağının üstünde gezdirir. Fakat sonunda topallayarak alt kata iner ve kahvaltı masasına oturur. 

Büyük bir içtenlikle edilmesine rağmen, kabul edilmeyen duaların sebebini anlamak çok zordur gerçekten. Kekeme olan yazar Maugham, Tanrı’ya bu sorununu gidermesi için durmadan dua ederdi, fakat tıpkı romanındaki Philip karakteri gibi, duaları sürekli olarak olumsuz yanıtlanırdı ve inancı, bir daha asla eski gücüne kavuşamadı. İsa, duayla ilgili sözlerinde, tıpkı yeryüzündeki babalarımız gibi Tanrı’nın da bize, istediğimiz, aradığımız ve dua ettiğimiz takdirde bizim için iyi olan şeyleri vermek istediğini söylüyor. Luka 11:11’de Rab şöyle der: “Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse ona balık yerine yılan verir? Ya da yumurta isterse ona akrep verir?” Fakat olaya bir de Maugham’ın penceresinden bakalım: O’na getirdiği tek şey alaylar ve acıyken, kekemeliğini nasıl Tanrı’nın bir hediyesi olarak kabul edebilirdi ki? 

İster Hristiyan inanlısı olsun ister olmasın, insanların çoğu cevaplanmamış duaların acısını çekmiştir. Bunlar, çocuklukta edilen basit dualar ya da güçlü bir inanca sahip birinin coşku dolu duaları olabilir. Hiç fark etmez. Sonuçta duaların görünüşte cevaplanmaması, tüm insanların sıklıkla karşılaştığı bir deneyimdir. Tanrı’dan koruma, sağlık ve müdahale bekleyen duaların bir kısmı cevaplanırken, kazalar, yaralanmalar, hastalıklar ve hatta ölümlerle ilgili ettiğimiz dualara bir türlü yanıt alamayız. Bazen, Tanrı’nın sesini duymaya en çok ihtiyacımız olan anlarda, aldığımız karşılık kocaman bir sessizliktir ve belki de bu yüzden, dua etmeyi tamamen bırakmayı yüzlerce kez aklımızdan geçirmişizdir. Emily Dickinson, yanıtsız kalan duaları sonucu içindeki vazgeçme duygusunu şöyle anlatır: 

“An gelir, durur başlangıç
Umutsuzca dua edince bunca zaman 
Yalvaran dudaklarla” 

İlahi cevap, “bekle” olduğunda ise, aylar, hatta yıllar sürebilen bu bekleyiş tahmin edilemeyecek kadar uzayabilir. Ve en sabırlı, inançlı kişi bile, bu sonsuz bekleyişin içinde verilen “iyi” hediyenin gerçekte ne olduğunu merak etmeye başlayabilir. O halde, İsa’nın söz verdiği bu iyi hediye nedir? 

Matta ve Luka, dua konusunda benzer öğretilerden bahseder, fakat Matta’nın ima ettiği şeyi, Luka açık biçimde söyler. İncil’in Matta Bölümü’ne göre, İsa, öğrencilerine, Kutsal Babamızın O’na dua eden kişilere, onlar için en iyi olanı vereceğini söyler. Luka’nın bölümünde ise, İsa bizim için iyi olan şeyin ne olduğunu tanımlar ve Tanrı’nın dua edenlere Kutsal Ruh’u vereceğini söyler. Peki, duaları cevapsız kalan ya da istemediği şekilde cevaplanan biri, Kutsal Ruh’u, nasıl olur da Tanrı’nın bereketli cevabı olarak kabul edebilir? 

Öncelikle, Hristiyanlar, Kutsal Ruh için verilen sözün, Tanrı’nın hayatın tüm koşullarında bizim yanımızda olacağına dair verilmiş bir söz olduğuna inanır. Kutsal Kitap’ta, Kutsal Ruh’tan, hayatımız boyunca yanımızda olan ve bizi rahatlatan bir varlık olarak bahsedilir. Duamızın yanıtı “hayır” bile olsa, Tanrı’nın verdiği söz, daima bizimle olacağıdır. Ayrıca dua, isteklerimize karşılık almamızdan çok daha fazlasıdır. Kilise önderi M. Craig Barnes bunu şöyle açıklar: “İsa’yı Kurtarıcımız olarak kabul etmek, bize yardım edebilecek tek kişinin O olduğunu kabul etmektir. İstediğimiz şeyleri elde etmek için gereken yardımdan çok, gerçekten ihtiyacımız olanı bize verebilecek tek gerçek yardımcımız İsa’dır.” 

Tanrı’nın armağanı, O’nun, hayat bizlere ne getirirse getirsin yanımızda olacağına dair verdiği sözdür. Bizim umudumuz, hayatın en büyük fırtınalarında bile Tanrı’nın bizimle olması ve cevaplanmayan dualarımız karşısında bize güvence vermesidir. Bizim için Kutsal Ruh, en zor olaylardan sonra bile kendi küllerimizden yeniden doğabileceğimize dair verilen umudun koruyucusudur. 

Yuhanna 14:16-17’de İsa, Baba’nın yanına gitmeden önce öğrencilerine gideceğini söyler ve onlara şöyle der: “Ben de Baba’dan dileyeceğim. O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür ne de tanır. Siz O’nu tanıyordunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.” Yine aynı bölümde Yuhanna 14:26’da İsa şöyle der: “Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak. Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.” 

Sonuç olarak, Tanrı, dualarımızı her zaman onları yanıtlamasını istediğimiz biçimde yanıtlamayabilir. Zaman zaman, bize yumurta yerine akrep ya da balık yerine yılan verilmiş gibi hissederiz. Fakat belki de bizler dualarımızla savaşırken, bize umut vaat eden tek yanıt, Tanrı’nın söz verdiği gibi Kutsal Ruh’u yollamasıdır. Böylece Tanrı’nın sonsuz varlığı, kurtarılmış bir hayat yaşamanın gücü ve Tanrı’nın yaratıcı gücü sayesinde karmaşa içindeki hayatlarımızdan güzel bir sonuç çıkarmaya dair verdiği söz hayatlarımızda her zaman çalışır. 

Yazar: Margaret Manning 

Admin
Tarafından yayımlandı
Admin
Tartışmaya katılın

More from this show

FideCultura
Bölüm 217