Acının Doğru Tarafı

Bölümü oynat

Bir arkadaşım şöyle anlatır: “Boşanmış anne babamızın simgesi gibi duran eyaletler arasında gidip gelirdik. Yaz, bahar ya da Noel tatillerini ikisinden biri olmaksızın geçirirdik. Ayrılırken çektiğimiz acı her zaman belirgin olurdu; ama gene de her seferinde ayrılmak zorunda kalırdık.”  

Çocukken sahip olduğumuz kısıtlı algılarla yorumladığımız şeyler gariptir. Bu yüzden acı çeken insanların yanında olacağıma sessizce söz verdiğimde sadece altı yaşındaydım. Bunun sonucunda doğru yoldan çıkmış kişileri toplayarak, ezilmişleri arayarak, başkalarının acılarını hissederek ve kırık yürekleri çaresizce tamir etmeye çalışarak bir ömür geçirdim ve genelde çok başarılı olamadım. 

Katıldığım her kilisede bir şekilde acılarla işaretlenmiş biri mutlaka vardı. Hatırlayabildiğim kadarıyla, ilgi çemberimi genişletme konusunda bir miktar kendimi kaybetmiştim. Ruhların dünyası üzücü ve kırık dökük bir yerdi. Bundan emindim, çünkü ben de onlardan biriydim ve onları yalnız bırakmayacağıma söz vermiştim. Ya da belki de daha doğrusu ben yalnız kalmayacaktım.  

Her zaman genişleyen ilgi çemberlerimde sağlıksız başka yapılar vardı. Ezilmiş kişilerden oluşan her grubun ortasına en iyi niyetlerle gittim. Verebileceğim her şeyi verdim ve veremeyeceğim bazı şeyleri de verdim -sevgi, zaman, para, gözyaşı, depresyon- ta ki çökene, artık hiçbir şey veremeyecek hale gelene kadar. Her zaman gereklilik yüzünden geri çekildiğimi düşündüm, çünkü acıyı üstüne almak anlaşılır derecede yorucuydu. Doldurmaya çalıştığım mecazi evi, zaman zaman boşaltmam gerektiğini düşündüm. İnsanlar çatıdan sarkana ve lambalar kırılmaya başlayana kadar evimi açıyor ve sonunda ben de dağılıyordum. Anlayamadığım şey ise, evin onlar daha girmeden önce zaten dağılıyor olduğuydu. İnsanları yanlış eve davet ediyordum.  
Bazen Tanrı’nın iyi niyetlerle inşa edilmiş duvarları merhametiyle alaşağı etmesi gerekir. “Evi RAB yapmazsa, Yapıcılar boşuna didinir… Boşuna erken kalkıp Geç yatıyorsunuz. Ey zahmetle kazanılan ekmeği yiyenler, RAB sevdiklerinin rahat uyumasını sağlar” (Mezmurlar 127:1-2). Benim durumum da böyleydi. Benim evimde ezilmiş ve kırılmış insanlar, sınırlar dahilinde ilgi görüyor, koşullar dahilinde konukseverlik buluyordu. Ama Mezmurcunun dediği gibi bizler “Tanrı’nın evinde yeşeren” zeytin ağacı gibiyiz. Çünkü bu evde “sonsuza dek Tanrı’nın sevgisine” güveniriz (Mezmurlar 52:8).  

İnsanın düşüncesiyle Tanrı’nın düşüncesi arasındaki farkı açıklayan Abraham Heschel şöyle yazar: “İnsan vicdanı sınırlarını çizer, yorgunluğa boyun eğer, rahat, sakinlik ve teskin arar. Ancak acı çekenler gibi sonsuzluğun Efendisi de ne uyur ne uyuklar.” Diğer bir deyişle Tanrı asla uyumaz ya da uyuklamaz, çünkü acı çekenler de uyumaz ya da uyuklamaz. Ne kadar çabalasak da acıya Tanrı gibi ilgi gösteremeyiz. Acılarında ve sıkıntılarında ayık durabiliriz, komşular olarak onlarla ilgilenebiliriz; ama acı çekenlerin sonsuz sevgi bulacağı ev Rab’bin evidir. Felçli adamın arkadaşlarının onu Mesih’e taşıdığı gibi, onları getirmemiz gereken ev budur. Yaşamamız gereken ev budur.  

Parçalanmış topluluklara doğru yaklaşıyor ya da tanık olduğum şeylerin ağırlığıyla mücadele ediyor görünsem de anlıyorum ki bütün bunlardan kaçma isteği veren duygusuzluğumla da eşit derecede mücadele ediyorum. Fakat biliyorum ki, acının doğru tarafına yalnızca Tanrı’nın evinden girilebilir. Bu ev insan eliyle inşa edilmemiş; ama çarmıhın kirişleriyle desteklenmiştir. Bu evde ruhlarımız kendileri için hazırlanmış odalar ve düşmanların önünde kurulmuş bir sofra bulur. Tanrı bizi egemenliğine davet etmiştir; büyük bir evin kapısı ağzına kadar açılmıştır. Bu evde konukseverlik, kişisel acıların koşullu bir paylaşımı ya da acıyla benmerkezci bir meşguliyet değil, Mesih’in davetinin bir uzantısıdır: “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.” (Matta 11:28)  

Yazar: Jill Carattini

Admin
Tarafından yayımlandı
Admin
Tartışmaya katılın

More from this show

Bölüm 222

Gerçeği Bulmak

Filozoflar gerçeği soyut bir düzlemde tartışırlar. Bu tip tartışmalar insanlara yardımcı olmak içindir ve kendilerine has özel bir yerleri...

FideCultura

Recent posts

Bölüm 220