Ruhsal Esneme

Bölümü oynat

Sabahları sadece 10 dakikamı esnemeye ayırmamı istemişti doktorum. Bunun faydasını çokça göreceğimi de eklemişti. Bir zamanlar haftanın beş günü spor yapabilen biri olarak bu salgın döneminde evde oturmaktan parmağımı bile kıpırdatacak gücü kendimde bulamıyordum ne yazık. Oysa bedenim tutulan, ağrıyan kaslarımla avazı çıktığı kadar bağırıyordu ve o “sadece 10 dakika” benim gözümde büyüyüp dev bir zamana dönüşüveriyordu. Çünkü o günlerde tek yaptığım aktivite evi temizlemek ve her sabah yataktan kalkınca artık iş yerim haline de gelen salona geçip o gün sandalyede mi, yoksa koltukta mı işime devam edeceğim konusunda günümün tek gereksiz eforunu sarf etmekti. Kendime göre bir esneme programı bulup sabahları istemeye istemeye, daha çok homurtuyu andıran bir sesle “haydi esne bakalım” diyerek matın önüne geliyordum. Spor yapanlar bilir, sizi motive eden şey sabah sabah yüreğinize konuveren coşkulu bir istek değil, spordan sonra salgıladığınız tüm hormonlarla yaşadığınız zindelik ve nihayetinde bedeninizde gördüğünüz değişimlerdir. Yani önce zorlanırsınız, ama daha sonra yapmak için motive olursunuz. Ara verdiğinizde de beden mutlaka buna ihtiyaç duyduğunu size hatırlatır.

Kutsal Kitap okumaya ya da duaya ayırdığım zamanla ilgili de benzer bir güreş yaşıyordum Rab’le. Salgın öncesi hafta sonlarında uzun süredir bir rutinim oluşmuştu. Çalışma odasında koltuğuma yayılıp, sabahın karanlığında önümde küçük bir sehpa üzerine koyduğum mumları yakarak aydınlattığım Kutsal Kitap’ım ve günlüğümle, vazgeçilmez rengarenk kalemlerimle kendi minik tapınma alanımı yaratıyordum. Günlük okuma planımdan ya da başka bir Hristiyan aplikasyonunda geçen bir ayetten yola çıkarak, kısaca dua edip sonrasında ise günlüğüme ayetler, dualar, teşvik sözleri gibi birçok alıntı ve yazıyla sabahımın 1 saatini böylece Rab’be ayırıyordum. Öyle büyük bir lezzet veriyordu ki bu bana, hafta sonu olmasını iple çekiyordum adeta. Hafta içinde işe giderken vapurda denize karşı yaptığım dualarımın tadı da bir başkaydı, ama bu sevdiğim her şeyi de içine alan bir zamana dönüşmüştü.

İşte tam da bu yüzden uzunca bir süre evden çalıştığımız süre içine de yedirmek istedim bu ritüeli. Fakat maalesef başarılı olamadım. Ruhum bunu çokça istese de her sabah o düzeneği yeni baştan kurup sonra yeniden kaldırmak konusunda bedenimle aynı rotada gidemedi ruhum. Kaygılar yüreğimi kaplarken, tüm dünya olarak nereye gittiğimizin şaşkınlığı, korkusu ve gerilimi beni de herkes kadar, hatta belki herkesten daha fazla etkilerken en çok ihtiyacım olan şeyi de yapamaz hale gelmiştim. Bir gün dudaklarımdan sadece merhamet etmesini dileyen sözcüklerden başka bir şey çıkamaz halde balkonda gökyüzünü seyrederken buldum kendimi. Hani şair diyor ya “Gökyüzünün  bu kadar benden uzak, bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak kıpırdamadan durdum”. Ben de tam da öyle o balkonda otururken ilk defa görüyormuş gibi bakakaldım gökyüzüne, bulutlara, gelip geçen kuşlara… Şehrin ortasında ne kadar olabilirse doğanın sesine kendimi teslim ettiğim ve sadece Rab’bi asla kavrayamayacak olmanın muhteşemliğine baktığım kısa bir zamandı o. Yüreğimdeki tüm ağırlığı Rab’be teslim etmeyi seçebilmek için güç dilediğim, O’nda dinlendiğim, O’nu dinlediğim, kana kana içime çektiğim ve ruhumu esnettiğim kısa bir zaman…

Günün her saatinde ya da ne iş yaparsak yapalım, yaptığımız işle birlikte dualarımız bize eşlik edebilir. Tüm o anın güzelliğine güzellik katsın diye tasarlanmış, çeşit çeşit kırtasiye, dua defterleri, mumlar ya da tespihle de Rab’bin önünde durabiliriz. Seçimimiz hangisi olursa olsun, sonunda iyi meyve veren o günlük rutine kapı açacak adımın kendisidir önemli olan. O an, günün geri kalanının getireceği gerginliğe karşı, bazen sadece yerin yüzeyini bile görsek ruhumuzun, anlayışımızın ve irademizin genişleyeceği, esneyeceği, ama kırılmayacağı zamana bizi hazırlar.

Siz Rab’le dua zamanını nasıl geçiriyorsunuz? Henüz böyle bir rutin oluşturamadıysanız bugün bu adımı atmak ve sürdürebilmek için neler yapabilirsiniz?

Serda Sez

Serda Ayık Sez
Tarafından yayımlandı
Serda Ayık Sez
Tartışmaya katılın

Diğer makaleler

FideCultura
Bölüm 1