Bir Hristiyan Neden Felsefe Yapmalı (2. Bölüm)

Bölümü oynat

“İyi felsefe, başka hiçbir neden olmasa bile sırf kötü felsefenin yanıtlanması gerektiği için var olmalıdır.”
– C. S. Lewis –


İsa Mesih’e sorulan sorulardan birisi de “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” sorusudur. İsa Mesih şöyle karşılık verir:

“Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab’dir. Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.” – Markos 12:29-30 

Tanrı, kendisini tüm varlığımızla sevmemizi ister. Tüm varlığımızın önemli bileşenlerinden birisi de ayette vurgulandığı gibi aklımız, düşünsel ve zihinsel yaşamımızdır. Biola Üniversitesi Talbot Teoloji okulu profesörlerinden David A. Horner Tanrı’yı aklımızla sevmenin ‘zihinsel yaşam konusunda amaçlı olmak ve doğru düşünmeyi öğrenmek’ anlamına geldiğini vurgular.[1] Hristiyan yaşamı sadece duygusal bir adanmışlık değil, aynı zamanda aklın ve düşünsel yaşamın da adanmışlığını gerektirir. Doğru ve iyi felsefe de bunun yapılması için iyi bir araçtır. Tabii burada önemli olan bir başka nokta da “felsefenin” sıkça yanlış anlaşılmasıdır.

20. yüzyılın ünlü Hristiyan düşünürlerinden Francis Schaeffer kitabında bu konuya değinir ve genelde insanların felsefenin ikinci anlamını es geçtiklerini belirtir. Schaeffer’a göre, insanlar felsefeyi sadece akademik bir bilim dalı olarak düşündüklerinden onu hor görme eğilimindedirler. Fakat felsefenin bir başka anlamı daha vardır. Felsefe aynı zamanda bir insanın “dünya görüşü” anlamına gelir ve bu anlamda her insan bir filozoftur.[2] Herkes bir dünya görüşü anlamında –gerçekliği arama ve anlama yolunda- bir felsefeye sahiptir. Fakat herkes dünya görüşlerinin tutarlılığı ya da bilgeliği üzerine düşünmede çok çaba sarf etmez.[3]

Belki bunun çok fazla farkında değiliz ama farklı dünya görüşlerinin yoğun ve etkili bir şekilde sürekli olarak çarpıştığı bir dönemde yaşıyoruz. Ve çoğunlukla fark etmediğimiz bir başka önemli ayrıntı ise, düşünsel yaşamımızın ruhsal mücadelenin bir parçası olduğu gerçeğidir. Elçi Pavlus, Tanrı bilgisine karşı diklenen her türlü engel, düşünce ve spekülasyon konusunda kiliseyi uyarmıştır.[4]

Bu noktada Kutsal Kitapta ifade edildiği gibi Mesih’e yani gerçek bilgeliğe dayanmayan boş ve aldatıcı felsefeler karşısında dikkatli olmaya ve bunları ifşa ederek doğru ve gerçek olanı ilan etmeye çağrılırız. Yanlış ve hatalı olan bir düşüncenin düzeltilmesi yalnızca ve yalnızca bir başka düşüncenin, doğru olan düşüncenin ortaya konması ile sağlanabilir. Ünlü İngiliz düşünür C. S. Lewis şöyle der: “İyi felsefe, başka hiçbir neden olmasa bile sırf kötü felsefenin yanıtlanması gerektiği için var olmalıdır.”[5] Dolayısıyla gerçek olanın yani müjdenin doğru bir şekilde açıklanabilmesi gereklidir. Bu yüzden F. Schaeffer, Hristiyan dünya görüşünü insanlara anlaşılır bir şekilde açıklayabilme konusunda olumlu bir araç olarak felsefeyi doğru akıl yürütme ve düşünme anlamında nasıl kullanabileceğimizi vurgular. Tanrı bizi müjdeyi duyurmaya ve umudumuzun nedenini soranlara karşı yanıt vermek için hazır olmaya çağırır. Bu açıdan felsefe bir “amaç” olarak değil; ama bir “araç” olarak faydalanılabilecek önemli bir alandır.

Hristiyan düşünür Peter S. Williams bir ‘Hristiyan neden felsefe çalışmalıdır’ sorusuna şu yanıtları verir:

“İlk olarak, felsefe kaçınılamazdır ve üzerinde düşünülmüş ve etüt edilmiş bir fikre sahip olmak, üzerinde düşünülmemiş bir fikre sahip olmaktan daha akıllıca ve bilgece bir yaklaşım olacaktır. İkincisi, felsefe ruhsal varlığımızın temel bir kısmıdır ve düşüncelerimizin yenilenmesi ile değişin diyen ve Tanrı’yı aklımızla sevmemiz gerektiğini söyleyen en büyük buyruğu da içeren ilahi bir buyruktur. Üçüncüsü, Kilise’nin öğretme hizmetinin anlamlı olabilmesi konusunda vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bunlardan hiçbiri Hristiyanların felsefeyi akademik ortamda çalışması gerektiği anlamına gelmez.[6]”

Bütün dünya görüşleri arasında kanımca tek tutarlı açıklamayı bizlere sunan Hristiyan inancını, en iyi şekilde açıklayabilmek, ‘felsefe öldü mü?’ adlı makalede alıntıladığım felsefeyi hafife alan zeki bilim adamları ile benzer hatalar yapmamak ve tutarsız bir akıl yürütmeden kaçınmak için felsefeden kendimizi tümüyle soyutlamamalı, onu hafife almamalı; ama ruhsal varlığımız için faydalı bir araç olarak onu kullanmalıyız. Tabii bunu yaparken de alçakgönüllü bir yürek tutumuna sahip olmayı unutmamalıyız…

“RAB korkusudur bilginin temeli. Ahmaklarsa bilgeliği ve terbiyeyi küçümser.”
– Süleyman’ın Özdeyişleri 1:7 –


Yeşua ÖZÇELİK

Dipnotlar:
[1] David A. Horner, Mind Your Faith (Downers Grove, IL: IVP Academic, 2011), s. 49
[2] Francis A. Schaeffer, O Burada ve Sessiz Değil, Kurtuluş Kitapları, 2008, s.16
[3] Peter S. Williams, Why Should Christians Study Philosophy?, Apologetics s.315, August 30, 2013
[4] 2. Korintliler 10:5
[5] C. S. Lewis, ‘On Learning in Wartime’ in The Weight of Glory and Other Addresses (MacMillan, 1980), p. 28.
[6] Peter S. Williams, Why Should Christians Study Philosophy?, Apologetics 315, August 30, 2013.

Yeşua Özçelik
Tarafından yayımlandı
Yeşua Özçelik
Tartışmaya katılın

Diğer makaleler

Bölüm 159

Ben Laertesim

Shakespeare’in Hamlet’i çoğumuzun asla girmeyeceği kötü bir vaziyete düşmüştür. Amcası babasını öldürmüş ve ardından kral olmak için...

FideCultura

Son eklenenler

Bölüm 26