Bir Damla Gözyaşı

Bölümü oynat

Bir arkadaşım izlediği bir haber programını şöyle anlatır: “Genç anne kızıyla ne kadar gurur duyduğunu muhabire anlatırken sanki yüreğim yerinden koptu: “Cinayeti o çözdü. Kendi kendinin kahramanı oldu” diyordu Erin memnun; ama acı dolu bir samimiyetle. Beş yaşındaki Samantha vahşi ve trajik bir cinayetin kurbanıydı ve katiline karşı davanın çözümünde kendi gözyaşları delil olmuştu. Gözyaşı damlasından elde edilen DNA, katilin arabasının yolcu tarafındaki kapısı üzerinde bulunmuş ve suç mahallinde iz bırakmıştı. Samantha’nın gözyaşları sadece suç mahallinde değil, olayı takip eden herkesin yüreğinde de derin bir iz bırakmıştı.

Arkadaşımın anlattığı bu tür hikâyeleri hayatın en derin nedenlerine ve nasıllarına inmeden başka nasıl okuyabiliriz? Samantha’nın aniden sona eren yaşamı, hasta ve çaresiz dünyanın bir başka sefil alametidir. Kötülük sorunu bazen sarsıcı bir şekilde karşı karşıya olduğumuz bir meseledir. Acı sorunu ancak kötülük deneyiminin kişisel doğası aracılığıyla yoğunlaşır.

Arkadaşım olayı anlatmaya şöyle devam eder: “Bu hikâyenin ortasında uyuşmuş zihnimi sarsarak uyandıran başka bir şey bulunur. O da gözyaşlarımızın kişisel olarak sadece bize özgü olduğunu bilmediğimi fark etmemdir. Samantha’nın gözyaşları davayı çözümlemiştir, çünkü bir eşi daha yoktur. Çıktıkları göze özgüdürler, Samantha’nın bir parçasıdırlar. Bizi ağlatan acı ve sevinçlerde, düşündüğümüzden daha özel işaretler bırakırız. Kendi makyajımızın kanıtlarını döker, arkamızda karmaşık, ama mütevazı bir mesaj bırakırız: Buradaydım ve çektiğim acı gerçekti.  Bu düşünce, İsa’nın ayaklarını biricik gözyaşlarıyla yıkayan günahkâr kadının tasvirine yeni bir derinlik getirmektedir.”

Hristiyanlar’ın bir gün acılarının sona ereceği ve gözyaşlarının artık akmayacağı umudunda harika bir şey olduğuna hiç şüpheleri yoktur. Tanrı’nın cennette bütün gözyaşlarımızı sileceğini gözümüzde canlandırmak bizi haklı olarak teselli etmektedir. Bir gün “…artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak” vaadinde büyük bir umut saklıdır (Vahiy 21:4).  Şimdi bile gözyaşlarımızı bize özel olarak işaretleyerek acılarımızın genel ya da boş bir hadise olmadığını ilan eden bir Tanrı harika bir yaratıcıdır.

Mezmurcu da Tanrı’ya şöyle itiraf eder: “Çektiğim acıları kaydettin, Gözyaşlarımı tulumunda biriktirdin!” (Mezmurlar 56:8)  Tulum olarak tercüme edilen gözyaşı şişeleri, sevilen birinin cenazesinde yas tutanların gözyaşlarını biriktirdikleri camdan ya da kilden küçük vazolardır. Roma ve Filistin’de cesetlerin konulduğu mezarlara yerleştirilmişlerdir. Bazı antik mezarlarda bu şişelerden çok sayıda bulunmuştur. Ölen kişiye özel olarak dökülen yaşların biriktirilmesi çok anlamlı bir ritüeldir.

Çektiğimiz acıların gözyaşı bezelerimizi keder ve ızdırapla dökülsün diye yaratan Tanrı tarafından rastgele bir olay gibi görülmediğini bilmek ne büyük bir güvencedir. Tanrı hüzünlü mücadelelerimizin hesabını tutar, acılarımız devam ettiği sürece her gözyaşı kaydedilir ve biriktirilir. Çocuğunun yaralanmasına kederlenen bir baba gibi, Tanrı yaslarımızı düşündüğümüzden daha yakından bilir.

Fakat gözyaşlarını silen ve biriktiren bir babadan daha fazla, Tanrı yaratılışın sınırlarını ve acılarını kişisel olarak üzerine alarak bizzat kendi gözyaşlarını dökmüştür. Dorothy Sayers, “İman ya da Kaos” adlı kitabında şöyle yazar:     

“Tanrı insanı bu şekilde –sınırlı, acı çeken, kedere ve ölüme tabi- yaratmayı hangi nedenle seçmiş olursa olsun, kendi ilacını kullanma dürüstlüğünü ve cesaretini göstermiştir. Bizzat kendisi, aile yaşamının önemsiz sorunlarıyla, çok çalışmanın ve az paranın bunaltıcı kısıtlamalarından, acı, aşağılanma, yenilgi, çaresizlik ve ölümün en kötü korkularına dek, tüm insanlık deneyiminden geçmiştir. İnsan olduğunda, gerçekten insan olmuştur. Yoksulluk içinde dünyaya gelmiş, utanç içinde ölmüş ve bütün bunları zahmete değer bulmuştur.”(2)

Hayatın getirdiği elemin ortasında buna eş bir teselli ya da acı sorununa bundan başka bir cevap bulunamaz. Tanrı, cevaplar ve avuntu için feryat ederken döktüğümüz gözyaşları kadar eşsiz ve kişisel bir Kurtarıcı sunmuştur. Her gözyaşı Yaratıcımız tarafından incelikle işaretlenmiş, her feryat Lazar’ın mezarında ağlayan Kişi tarafından duyulmaktadır. Gözyaşlarının sonsuza dek silineceği güne dek, her yaş O’nun tulumunda biriktirilmektedir.

Yazar: Jill Carattini
Çeviri: Senem Ekener

Admin
Tarafından yayımlandı
Admin
Tartışmaya katılın

Diğer makaleler

Bölüm 163

Kendimize Gelmek

İncil’de İsa’nın anlattığı “Kayıp Oğul” benzetmesinde gözden kaçırılması kolay bir ifade vardır. Öykünün dönüm noktasında...

Bölüm 159

Ben Laertesim

Shakespeare’in Hamlet’i çoğumuzun asla girmeyeceği kötü bir vaziyete düşmüştür. Amcası babasını öldürmüş ve ardından kral olmak için...

FideCultura
Bölüm 147